Videolar

Loading...

26 Aralık 2010 Pazar

Sosyal medya, sosyal paralel evrenler ve antiütopya markaları.













(Bu şikayet değil; sadece durum belirten bir yazıdır.)

Geleceğin toplumunun özgürlükçü bir toplum olduğunu düşünenleri fazlasıyla iyimser bulurum. Çünkü gelecek fazlasıyla antiütopiktir.

Antiütopya kavramını ilk kez John Stuart Mill kullandı. Yunanca adı Distopya... Özetle, gelecekte yaşayacak toplum da gayet distopik bir toplum olacak. Yani otoriter - totaliter bir devlet modeli ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında yaşayacak torunlarımız.

Antiütopya adından da anlaşıldığı gibi kötü bir yer. Bu yerin ne kadar kötü olduğunu anlamak için önce Yevgeni Zamyatin'in "Biz" adlı eserini, ardından da Aldous Huxley'in "Cesur Yeni Dünya"sını okumak yeterlidir. Insanların alfa, gama gibi türlerle tanımlandığı, sevişme ve çocuk yapmanın kontrol altında olduğu, mutluluğun "soma" gibi uyuşturucularla sağlandığı, Ford ya da Integral gibi büyük izleyicilerin (çoğunluğun bildiği 1984 ve Büyük Birader'dir) insan ırkını ve robotları kontrol ettiği bir dünyadır antiütopya.

Çoğu antiüyopya eserinde (Hayvan Çiftliği gibi organik olanlar hariç:) dünya vatandaşlarının merkezi kontrolü bilgisayarlar tarafından yapılır. Bu durum antiütopya romanlarında kabaca böyle hayal edilmiştir. Bugün gelinen durum ise John Stuart Mill'i de, Yevgeni Zamyatin'i de, Aldous Huxley'i de, yaşasalardı şaşkına çevirecek niteliktedir.

Sosyal medyalar daha şimdiden birer antiütopya ülkesi haline gelmiş durumdadır. Farklı mekanlarda farklı yaşam biçimleri olan insanlar buralarda tek bir bir anlayışta hareket diyorlar. Örneğin Facebook, kendi temel marka vaadi ile milyara yaklaşan sayıda insana, "ben böyle hareket edilen bir ülkeyim" diyor. Twitter da kendi tarzını kendi türlerine yansıtıyor. Aslında bugün sosyal medyalar, sosyal paralel evrenlerden başka bir şey değil. Yeni insan türü Fringe'de olduğu gibi farklı paralel evrenlerde yaşamaya başladı. Bu paralel evrenlerin her biri birer sosyal medya.

Gelecekte markaların işi hem kolay hem zor; çünkü giderek pek çok dijital paralel evrenin olduğu antiütopik bir dünyanın içinde yaşayacak ve savaşacaklar. Bugüne kadar toplumun sosyal türlerini markalar belirledi. Bundan sonra türlerin belirleyici dijital evren ve onun baş oyuncusu sosyal medyalar olacak. Gelecekte markalara düşen başlıca görev, antiütopya evreninde baş gösteren binlerce markanın içinden sıyrılarak, sosyal paralel evrenin içinde yaşayan türleri kendilerine çekebilmek. Gelecekte hedef kitle falan yok. Gelecekte sosyal paralel evrenlerde yaşayanlar var. Bir diğer deyişle, dünya nüfusunun sosyal paralel evren sayısıyla çarpımı söz konusu. Bu da markalara iyi haber.

Markalar şu anda dibinde boza kalmış bardağı ters çevirip baktıkları gibi bakıyorlar sosyal medyaya. Sosyal medya da bardağın dibindeki boza gibi yavaş yavaş akıyor. Ancak bardağın ucuna az kaldı. Çok değil, birkaç yıl sonra dipteki bozanın akışkanlığı artacak.

Umarım boğulmayız:)








Hiç yorum yok: