5 Ekim 2010 Salı

Tablet, ne güzel alet!



IPZ 2010 yeni konseptiyle 18-19 Ekim tarihlerinde İstanbul Modern'de yapılacak. IPZ'nin bu yılki konsepti olan hayatımıza yeni giren ekranlar, "Tablet, ne güzel alet!" filmiyle yayında.

IPZ 2010'un marka stratejisi, Günseli Özen Ocakoğlu, Hakan Senbir, Kurt Onur, Karpat Polat ve Cüneyt Devrim'den oluşan IPZ danışma kurulu tarafından yazıldı. Hayatımıza hızla girmeye başlayan ekranların konu edileceği IPZ 2010 zirvesinin reklam konseptini, Karpat Polat'ın yönetimindeki Orhan Gazi Kandemir, Gökhan Özdemir, Kerem Çar, Hülya Bora, Faruk Terzi ve Celal Sadıker'den oluşan DDB&Co. yaratıcı ekibi hazırladı.

Akasya Aslıtürkmen ve Barış Yalçın'ın oynadığı filmin prodüksiyonunu Kala Film gerçekleştirdi. Onur Erdem'in yönettiği, Amerikalı Clint Lealos'un görüntü yönetmenliğini yaptığı, Oğuz Özsoy'un prodüktörü olduğu ve Atakan Ilgazdağ'ın müziğini hazırladığı filmin post prodüksiyonu Mojo FX animasyon stüdyolarında hazırlandı.

Film Cumhuriyet Köy'de Kozanoğlu Çiftliği'nde güzeller güzeli New England tarzı bir evde çekildi. Tam Kapadokya'da çekeceğimiz COLIN'S filmi öncesinde Karpat'la bol oksijen ve bol sohbetli bir çekim oldu.



4 Ekim 2010 Pazartesi

Açık hava reklamları yaratıcı olmak zorundadır.



































Açık hava reklamlarının yaratıcı olmak zorunda olduğunu düşünürüm. Çünkü açık hava reklamları insanların vergisini peşin ödediği alanlara, onlara sormadan yapılan müdahalelerdir. TV, gazete, dergi, radyo, internet gibi mecralarda zaplama şansı var, ama açık havada yok. Koskoca metropollerde yaşayan insanların açık hava reklamlarını beğenmedikleri için yollarını değiştirmeleri mümkün değildir.

O zaman tek çare kalıyor, o da, hiç olmazsa bir mecrada yayın şartının yaratıcılık olarak belirlenmesi. Keşke böyle bir kural olsa. Keşke açık hava medyası festivale dönse. Örneğin Coca Cola "refresh on the Coca Cola side of life" sloganıyla gerçekleştirdiği iki açık hava işinde de çok çarpıcı tasarımlar kullanmış. Bir şehrin tamamındaki açık hava reklamlarının yarışma sergisi tadında olduğunu düşünsenize...


3 Ekim 2010 Pazar

Bu reklam Türkiye'de tutar mı?


















Müthiş bir yaratıcılık. Saatchi & Saatchi Düseldorf hazırlamış. Evde ekmek yapmak yazısız, sözsüz bu kadar iyi anlatılabilir.

Ancak asıl soru şu: Bu reklam Türkiye'de yayınlansa, tüketici beğenisi alır mı?

Ambalajlanmış ekmek çalışmış biri olarak söyleyebilirim ki, bu reklamın Türkiye'de çalışacağını hiç sanmıyorum. Ambalajlı ekmek konusunda onlarca fokus grup izledim ve sonuçlarını değerlendirdim. Ekmek ülkemizde bir gıda maddesi olmanın çok ötesinde. Türk insanı ekmeği, ekmek sepetinin çok üzerine koymuş. Onu yere indirmesi söz konusu değil. Öyleyse aynı yaratıcı fikir, acaba buraya uygun olarak nasıl anlatılabilir, diye düşünmeden edemedim. Mutlaka bir çözümü vardır. Bölgesel anlayışın varlığını güzel, yaratıcılığı da canlı ve cazip kılan da bu zaten.

27 Eylül 2010 Pazartesi

Kırmızı'nın 128. e-broşürüyle geldi. Harika bir iş. BBDO Bangkok "uykusuzluk sizden kuvvetlidir" sloganı ile hazırlamış. Yalın ve güçlü işin güzel örneklerinden biri. Fazla söze gerek yok.

17 Eylül 2010 Cuma

Bu dünyaya akü olarak gelmek de var.

Kategoriler de insanlar gibidir. Bazıları şanslı, bazıları şanssız doğar. Kimisi insan arzu ve isteklerinin en yüksekte gezindiği yerlerde yaşar, kimileri ise insanın neredeyse ömrü boyunca fark etmediği depodaki bir sandık gibidir.

Mesela kozmetik kategorisi en şanslı doğan kategorilerden biridir. "Yalı Kızı" gibidir. Çakmasının bile havasından geçilmez. Tüm araştırmalarda bu kategori tüketicinin zihnindeki en müstesna yerlerden birini teşkil eder. Haritanın sağ üst köşesinde yer alır. Bu kadranda olmak demek, tüketicinin size zihninde daha fazla zaman ayırması demektir; satın alırken daha az fiyat hassas olması demektir; hatta zaman zaman satın almak için sıraya girmesi demektir. iPad gibi... Ya da kendi kızım gibi, küçükken "İdidas" diye sayıkladığınız bir markayı babanız size aldığında ilk akşam onunla yatmanız demektir. Dolayısıyla bütün pazarlamacılar bilir ki, parfüm, notebook, hazır giyim ya da otomobil olmak iyi bir şeydir. Bu kategorilerdeki markalara hizmet verirken içgörü yakalamak için reklamcıların göbeği çatlamaz. Çünkü bu kategoriler insan aklının en karmaşık alanlarından biri olan timos'u (thymos) hareketlendirdiği için özeldirler. İnsan oğlunun ve insan kızının tanınma ve ilerleme gibi son derece ego merkezli özelliklerini tetikler bu kategoriler. Yani bireyin diğerlerinden üstün görülme ihtiyacı olan megalotimiyayı (megalothymia) ilgilendiren kategorilerdir bunlar. Hal böyle olunca da, insanın ilgi duyduğu sularda doğmak, iyi kullanıldığı takdirde oldukça büyük bir avantaj sağlıyor.

Öte yandan otomobil olmak iyidir de, onun olmazsa olmaz parçalarından biri olan akü olmak hayata 3-0 yenik başlamak gibidir. Mesela hiçbir tüketici aküsüyle gurur duymaz:))) Hatta bazıları bir aküsü olduğunun bile farkında değildir. Eski Türk filmlerinden hatırladığımız, güzel, iyi kalpli ve çalışkan bahçevan:) kızı gibi kimsenin fark etmediği bir yerlerde durur akü. Bir aküsü olduğunun farkında olan kitlenin büyük kısmı da aküsünün markasını bilmez. Özetle sol alt kadrandadır akü. Buraya "Kategori Cehennemi" bile denebilir, çünkü aküsünü sadece bittiğinde hatırlar tüketici. Pek hayırlı bir hatırlama da değildir bu. Sorunlu bir hatırlamadır. Onu tıkır tıkır çalışırken hatırlamazsınız da, bittiğinde hatırlarsınız. Yaptığı kurtarışlar değil, yediği gol konuşulan kaleci gibidir. Bu kategori için strateji ve fikir üretmiş biri olarak söylüyorum; şöyle çarpıcı bir içgörü bulmak için gerçekten çok çırpınırsınız.

Bu nedenle, parfüm, notebook, hazır giyim ya da otomobil pazarlarken pek şikayet etmemek gerekir. Çünkü gerçekten bu dünyaya akü olarak gelmek de var.






Vat the Fest is that?

















Geçen yılın sonuna doğru, cesur bir kararla notebook kategorisine odaklanarak dünyanın ilk ve tek notebook mağaza zincirini açan Vatan Notebook, notebook'ta pazar lideri olmasını ve toplam 14 mağazaya ulaşmasını, yine dünyanın ilk notebook festivalini "Vat The Fest" adıyla Sortie'de gerçekleştirerek kutladı.

Notebook bir yaşam biçimi ve farklı ekran tiplerinin hayatımıza girmesiyle bu özelliğini giderek arttıracak. Marka danışmanlığını yaptığım Vatan Notebook da, mağazalarını tasarlarken gösterdiği özene "Vat the Fest"te de dikkat etti. Koreograf Uğur Yıldıran'ın notebook'ların iç dünyasını dans gösterisi ile canlandırdığı "Organik Notebook" gösterisi, notebook mağazalarımızın prototip olarak sergilendiği alandaki canlı mankenler, notebook'larla yapılan perküsyon gösterisi ve DJ Suat Ateşdağlı'nın müziği... Hepsi tüketicinin yaşamındaki "olmazsa olmaz" olan "deneyim"in altını, bu etkinlikte bir kere daha çizmek içindi.

Özetle, "Vat the Fest" deneyimin herşey olduğuna inanan bir markanın keyifli bir sezon finaliydi.




Perakende hedonisttir... Öyleyse, Fashion's Night Out davranışı her gün mümkün değil midir?

Dün akşam İstinye Park'taydım. "Gate" kalitesinde bir içeri giriş sonrasında, Mezza Luna'nın önünde "anti-ütopya" tadında yemek kuyruğunu (en son Istanbul Üniversitesi Turan Emeksiz Yemekhanesi'nde yaşamıştım) görünce bir şeylerin farklı olduğunu hissettim.

İçerisi tıklım tıklımdı. House Cafe'nin garsonu geciken yemek için defalarca özür diledikten sonra, "inanın böyle bir kalabalık beklemiyorduk" dedi. Mağazaların vitrinlerindeki teatral etkinliklerin fotoğraflarını çekenler, stilistlerle kırk yıllık arkadaşmış gibi sohbet edenler, sevgilileriyle orada buluşanlar harika bir resim oluşturmuştu.

Perakende hedonisttir. Hayata bağlıdır. Özünde canlılık vardır. Şık giyinmiş insanlar, elinde kadehiyle alışveriş yapanlar, flört edenler... Dün İstinye Park'ta gördüğüm Fashion's Night Out'da bunlar vardı. Şimdi bir mağazanın her günü Fashion's Night Out tadında yaşadığını düşünün. Fashion's Night Out içeriği her gün mümkün olmasa da, Fashion's Night Out davranışı her gün mümkün değil midir? Her günü böyle yaşayan perakendeciler var bu dünyada. Mesleklerine aşık bu insanlar, iş felsefelerini çalışanlarına yayıyor; yarattıkları mükemmel deneyimi tüketicileriyle paylaşıyor ve markalarını pazarlama tarihine yazıyorlar. Çünkü onlar her gün Fashion's Night Out'muşcasına çalışıyorlar.